Dijital Bölünme ve Dijital Gelişim Modeli
 

AUTHOR: Mustafa Emre Civelek

CATEGORY: New Economy

 

      “ Bireysel ve kurumsal gelişim süreçleri ile birlikte hukuksal altyapının oluşması toplumda Yeni Ekososyal Sistem adını verdiğimiz dönüşüm sürecini başlatacaktır . . .” 

 M. Emre CİVELEK , 11.Nisan.2004

Bilgi ve teknoloji arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Tarih boyunca bilimsel aydınlanma dönemlerinin ardından büyük teknolojik gelişmeler gelmiş , teknolojik gelişmelerde insanların bilgiye ulaşmalarını kolaylaştırmak suretiyle yeni bilimsel aydınlanma dönemlerini tetiklemiştir. Dijital bölünmenin algılanması için bilgi devriminin dalga dalga gelişimini incelemekte yarar vardır. Birinci dalga matbaanın icadı ile başlamıştır. Matbaanın icadı ile bilgi tabana doğru yayılmış ve toplum kesimleri arasındaki bilgi asimetrisi azalmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken ilk dalga ile toplum kesimleri arasındaki bilgi asimetrisinin azalmasıdır. İkinci dalga ise buhar makinasının icadı ile endüstri devriminin başlaması ve ulaşım araçlarının yaygınlaşmasıdır. Ulaşım araçlarının yaygınlaşması ile insanların birbirleri ile etkileşimi artmıştır. Üçüncü dalga iletişim teknolojilerinin dünya üzerinde hızla yayılması ile başlamıştır. Dördüncü dalga ise internettir. İnternet , www ya da hypertext devrimi olarakda adlandırılabilecek olan gelişme dökümalar arasında bağlantı kurulması mantığına dayanmaktadır. Hypertext yani harici metinin mantığı bir dökümanın üç boyutlu olarak kendisi ile ilgili başka dökümanlarla bağlantılı olmasıdır. Harici metin kavramı www devriminin temelini oluşturmakta ve bir döküman ile ilgili bilgilere hızla ulaşılmasını sağlamaktadır. Harici metin kavramı ilk olarak 1945 yılında ABD başkanı Roosevelt ’in bilim danışmanı olan Vannermar Bush tarafından ortaya atılmıştır. Vannermar Bush , Memex adında , çok miktarda bilgiyi içinde depolayıp , kullanıcılara bilgi patikaları oluşturup bilgiyi rahatça işlemeleri imkanı veren , ilgili metin , resim gibi belgelere hızla ulaşmalarını sağlayan ve istenildiği zaman kolayca bulunabilmesi için metinler üzerine işaretler koyan bir makinanın yapılmasını önermişti. Vannermar Bush bu makina sayesinde araştırmacıların yoğun bilgi içinde kaybolmadan , sadece ilgili bilgilere hızla ulaşalabileceğini düşünmekte idi. 1965 yılında Ted Nelson bilgilerin geleneksel şekilde bir sıraya göre yazılması yerine , okuyucuya seçme hakkı veren dökümanlar şeklinde yazılması fikrini ortaya attı. 1967 yılında Brown üniversitesin de Harici Metin Düzenleme Sistemi (Hypertext Editing System) adı altında ilk harici metin sistemi IBM/360 model bir bilgisayar üzerinde çalıştırıldı. 1991 yılında harici metin dosyalarının (HTML – Hypertext Mark-up Language) Harici Metin Aktarım Protokolünü – HTTP (Hypertext Transfer Protocol) kullanmak suretiyle internet üzerinde iletilmesini sağlayan www kullanıcı arayüzünün geliştirilmesi ile internet kullanıcıları harici metin kavramı ile tanışmış oldu. www arayüzü harici metin sistemini kullanmak suretiyle bilgiye çok hızlı ulaşılmasını sağlıyordu. Fakat internet üzerinde bilgiye erişilmesini kolaylaştıran en büyük atılım , web sayfalarının konularına göre dizin haline getirilmesini sağlıyan arama motorlarının ortaya çıkması olmuştur. İnternet bilgiye ulaşımı kolaylaştırmış ve büyük bilgi okyanusununu kullanılabilir duruma getirmiştir.

 

 

DİJİTAL GELİŞİM MODELİ

 

 

 

Fakat internet kullanan bir birey ile internet erişimi bulunmayan bir birey arasında bilgi erişimi konusunda çok ciddi farklar bulunmaktadır. Ülkemiz gibi kitap okuma oranının çok düşük olduğu , yani bilgi devriminin daha birinci dalgasını tam olarak geçememiş toplumlar için bu durum çok ciddi bir tehlike oluşturmaktadır çünkü gelişmiş ülkeler ile aralarında ki uçurumun hiç kapanmamak üzere açılması tehlikesi bulunmaktadır.

Dijital bölünme teknolojik altyapının kullanımının toplum içerisinde eşit ağırlıklı olarak yayılmaması ve toplum kesimleri arasında teknoloji kullanımına yatkınlık oranınındaki eşitsizlik olarak tanımlanabilir. Teknoloji altyapısının eşit ağırlıklı olarak yayılmaması genellikle gelişmekte olan ülkelerde rastlanmakta olan bir sorun olup ikincisi yani toplum bireyleri arasında teknoloji kullanımına yatkınlık oranındaki eşitsizlik genç ve girişimci nufusun oranına bağlı olarak gelişmiş ülkelerde de rastlanan bir olgudur. Dijital bölünmenin üçüncü şekli ise ülkeler arasında teknoloji kullanım oranına bağlı olarak oluşan uçurumdur. Ülkeler arasında ki dijital bölünmenin ölçülmesi ilk ikisine oranla daha kolaydır. Gelişmiş ülkelerde yaşanan dijital bölünme ise toplum kesimleri arasında yaşam standardı ve gelir dengesizliği oluşturacak bir sorundur. İnternetin ekonomik sosyal değişimler ile ilişkisini anlamaya çalıştığımız bu dönemde tüm dünyada elektronik imzanın yaygınlaşması ile beraber çok önemli gelişmeler olmaktadır. Bu gelişmeler ticaret alanında yaşanmakta ve kağıda dayalı iş süreçleri hızla tarih olmaya başlamaktadır. Bu dalganın üstünde boğulmadan kalabilmek için interneti hayatımızın tüm boyutlarında kullanır duruma gelmemiz ve dünyada yaşanan gelişmeleri eş zamanlı olarak tatbik etmemiz gerekmektedir.
 

 

Aşağıda bulunan Dijital Gelişim Modelin ‘de görüldüğü gibi dijital gelişim süreci teknolojik altyapının kurulması ile başlamaktadır. Teknolojik altyapı kurulumunu bireysel gelişim süreci izlemektedir. Bireysel gelişim süreci PC penetrasyonunda ki artış ile başlamakta , internet penetrasyonunda ki artış ile devam etmektedir. Günlük internet kullanım süresinde ki artış ise bireysel gelişim sürecinde ki artışın en önemli göstergelerinden biridir. İnternet kullanımının artması ile birlikte internet ile ilgili hukuksal altyapıda yavaş yavaş oluşmaya başlamaktadır. Hukuk kurallarının gelişiminin en belirgin özelliği , bu gelişimin belirli kaynaklara dayanmasıdır. Bu kaynaklar toplumsal örf ve adetler , bilimsel görüşler, mevcut yasalar , mahkeme içtihatları (kararları) olarak özetlenebilir. Yeni bir toplumsal olgu ortaya çıktığında , bu olgu üzerinde toplumdaki bireyler arasında oluşan anlaşmazlıklar , bu olguya özgü bir yasa bulunmaması durumunda diğer kaynaklara başvurulmak suretiyle çözüme kavuşturulur. Zamanla içtihatlar ortaya çıktıkça yeni olguların kendilerine has hukuksal kaynaklarıda ortaya çıkmaktadır. Yani hukuk biliminin gelişme mekanizması ana hukuk kurallarına dayandırılmak suretiyle zamanla oluşan örnek olayların birbirleri ile olan ilişkilerinden yeni hukuk kurallarının türetilmesi şeklindedir. Hukuk tabiatı gereği geriden gelmektedir. Toplum hayatına yeni girmiş bir kavram hakkında , henüz toplumdaki bireyler tarafından etkin bir şekilde kullanılmaya başlamadan , eksiksiz yasaların belirlenmesi düşünülemez. Bu nedenle önce internet kullanımının toplum içerisinde yayılması daha sonra hukuksal altyapının gelişmesi doğal bir gelişim sürecinin gereğidir.

Hukuksal gelişim süreci ile birlikte kurumlar arası entegrasyon süreci de başlamaktadır. İnternet Günümüzde Elektronik İş uygulamaları belli bir standart olmadan , her kurumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda geliştirildikleri için , büyük bir karmaşa yaşanmaktadır. Elektronik İş uygulamalarındaki karmaşanın ortadan kaldırılması , birbirleri ile elektronik ortamda iletişimde bulunan kurumların sistemlerinin entegre olması ile sağlanabilir. Elektronik İş uygulamalarındaki bu karmaşanın ortadan kaldırılması ve B2B uygulamalarının kurumlar arası işlemlere gerçekten katma değer kazandırması için çözüm yolu e-belgelerin hukuksal geçerlilik kazanmasından geçmektedir. e-Belgelerin uluslararası standartlarının belirlenmesi ve hukuksal geçerliliklerinin tanınması ; iş süreçlerinin internete taşınması , süreçlerin bütünleştirilmesi ve basitleştirilmesi için hayati öneme sahiptir.

Bireysel ve kurumsal gelişim süreçleri ile birlikte hukuksal altyapının oluşması toplumda Yeni Ekososyal Sistem adını verdiğimiz dönüşüm sürecini başlatacaktır.